sebnem yuksel blog

Yetişkinlerde Kaygı ve Depresyonun Yükselme Sebepleri, Belirtileri ve Terapi Yoluyla Başa Çıkma

Kaygı sorunları ve depresyon, psikoterapi sürecine başvuru nedenlerinden başlıcalarıdır. Peki sıklığı, oranları zamanla artmış durumda mıdır? Yapılan araştırmalar oranlardaki bir parça artışı gösterse de, bu durum aslında insanların farkındalık düzeylerinin artması ve destek almaya dair ön yargıların kırılarak başvuru oranlarının artması ile alakalıdır.

Oranlardaki artış, değişen dünya düzeni ve çevresel etkenlerle de alakalı mıdır? Tabiki klinik olarak gözlemlenen ‘alakalı olduğu gerçeğidir’. Pandemi ile sağlığa dair kaygılar, ölüm korkusu, sevdiğini kaybetme korkusu ve takıntılar artış göstermiş, sosyal kaygılar izole olduğumuz pandemi sürecinde körüklenmiş, sosyal iletişim becerileri zedelenebilmiştir. Paralelinde gelen ekonomik zorluklar, kişilerin yaşamsal ihtiyaçları konusunda güvende hissedememeleri nedeni ile ‘gelecek kaygılarını’ tetikleyici bir zemin oluşturmuştur. Ayrıca yaşamın anlamını sorgulama, yaşamda çaresiz, sıkışmış, mutsuz hissetme hali de artış göstermiştir. Beraberinde internet bağımlılığı artmış, yeme-uyku düzeninde bozulma, sınırların ihlali de ekstradan ruh sağlığına bir darbe olmuştur. Pandemi ardından Dünya’da gerçekleşen savaşlar, ne yazık ki insanın temel ihtiyacı olan ‘güvende, özgür’ hissedebilme halini tehlikeye atmıştır. İnsan ilişkileri format değiştirmeye başlamış, çalışma ortamlarında hibrit döneme geçilmiş ve yepyeni bir Dünya düzenine uyum sağlamaya çalışan insanlar olarak ‘kaygı, endişe ve mutsuzluk’ herkesin kendi payına yüzleşmesi gereken en temel duygular olmuştur. Belirtilere bazı örnekler; ‘kaygıları/korkuları kontrol etmekte zorlanma, uyku ve yeme düzeninde bozukluklar, dikkatte dağılmalar, duygu durumunda dalgalanmalar, işlevsellik kaybı, eğitim hayatına veya iş hayatına devam etmekte zorluklar, enerji kaybı, yaşamdan eskisi gibi keyif/haz alamama, kontrolcü/manipülatif davranışlarda artış, kabuğa çekilme ve izole olma’ şeklinde olabilir.

Peki baş edebilmek adına neler yapılabilir ?

  • On beş dakika da olsa, meditasyona zaman ayırmak sakinleşebilme ve anda kalabilme becerimizi arttırabilmek adına çok kıymetlidir.
  • Sosyal desteği güçlü tutmak kıymetlidir. Yalnız hissettiğiniz zor bir dönem ise, destekleyici çemberlere dahil olmak, ilgi alanlarınıza özgü kurslar aracılığı ile yeni sosyal ortamlara girmek faydalı olacaktır.
  • Düşünceleri kontrol etmek çok zor ise, ‘düşünmemeliyim’ telkini ters tepen bir yaklaşım olacaktır. Bu nedenle ‘kaygılar ile randevulaşacağınız yarım saatlik bir süre’ planlayıp her gün aynı saatte 30 dakika bir kutuya tüm kaygılarınızı, mutsuzluklarınızı, hayal kırıklıklarınızı yazıp ardından kutuyu kapatıp günlük rutininize devam etmeye çalışmak yerinde olacaktır.
  • Öz-bakım ihtiyaçlarınızı ihmal etmeyip, özen göstermeniz gereklidir. Düzenli bir beslenme ve uyku rutini duygu regülasyonu için gereklidir.
  • Duygu, düşünce ve ihtiyaçlarınızı paylaşmaya ve içte tutmamaya gayret göstermek önemlidir. İçte zor duyguları biriktirmek daha çaresiz hissettiren bir kısır döngüye dönüşebilmektedir.
  • Duygularınızı dışa yansıtabileceğiniz sanat kolları ile ilgilenmek şifalıdır. Hangi alan ilginizi çekiyor ise kendinizi özgür bırakıp içinizden gelenleri serbest bırakabilmeniz şifalıdır.
  • Endişeler geleceğe, mutsuzluklar geçmişe takılı kalmanıza sebep olduğunda, bir parça durup ‘her şeyin geçmişte kaldığını, geçeceğini ve geleceği de bilemeyeceğiniz gerçeğini’ hatırlayarak tüm düşüncelerin ‘bir trenin vagonları gibi ya da gökyüzündeki bulutlar gibi’ gelip geçtiğini derin nefesler alarak takip etmeyi deneyebilirsiniz.
  • Sınırlar çizerek ve ‘‘hayır’ deme özgürlüğünü kendinize vererek, kendinizi korumaya ve ihtiyaçlarınıza sahip çıkmaya özen göstermeniz gerekebilir.

Tüm bu duygular ve düşünceler ile baş etmekte zorlandığınızda, destek alarak yalnız kalmamanız kıymetlidir.