sebnem yuksel blog

Yetişkin Psikoterapisinin Hayatınızdaki Rolü: Bir Terapi Sürecine Başlamadan Önce Bilmeniz Gerekenler

Yetişkin psikoterapi sürecine genellikle bireyler yaşamlarını olumsuz etkileyen davranış kalıplarını, alışkanlıklarını, kişilik özelliklerini ve/veya eğilimlerini törpülemek, değiştirmek amacı ile başvurmaktadırlar. Bu süreç, aslında kişinin kökten, en temelden dönüşüm yolculuğuna çıkması gibidir. Bir yanı kişinin değişmek isterken, diğer yanı değişimden korkabilmektedir. Bir yanı değişip özgürleşmek ve kendini bulmak isterken, diğer yanı yıllardır içselleştirdiği kalıpları/döngüleri bırakmaktan çekinebilmektedir. Bu nedenle, terapi süreci kişinin kendi içindeki çelişkileri fark ettiği, sancılı bir süreç olabilmektedir. Terapistin danışana gerçekçi bir şekilde ümit veren tavrı, danışana eşlik ederken verdiği güven, samimiyet ve gösterdiği anlama çabası, danışana güçlü yanlarını keşfetmesi adına yönelttiği destekleyici sorular bu sancıları taşınabilir yapmaktadır. Kabul edelim ki bazen seansa gelirken ayaklarınız geri geri gidecek ve gelmek istemeyeceksiniz, bazen de ‘bu seans bakalım neler fark edip nasıl kararlar alacağım’ merakı ile gelmek isteyeceksiniz. Bazen seanstan çok yorgun, zor duygular taşıyarak, karmaşık çıkacaksınız; bazen de rahatlamış ve özgürleşmiş çıkacaksınız. Terapi süreci de adeta ‘yaşam’ gibidir. Her hale, her duyguya kucak açılan bir mozaik gibidir. Bir yanınız terapi sürecinde bir noktada ‘hiç terapiye başlamasa mıydım, fark etmese miydim acaba’ diyebilecekken, bir diğer yanınız da ‘buna değer, ben yaşamı ve kendimi daha gerçekçi, şeffaf, şefkatli, barışık bir yerden kucaklıyorum’ diyebilecektir. Böyle bir sürece başlarken, terapistinizi seçmek bir diğer önemli konudur. Lisans ve yüksek lisans eğitimi sonucu uzmanlığını almış, bir terapi ekolünün eğitimini tamamlamış, süpervizyon sürecinden geçmiş, etik kurallara bağlı bir terapist ile bu sürece başlamanız önemlidir.

Yetişkin psikoterapi seansları sonucu içinizdeki değişimler, gerek partnerlerinizle, gerek ailenizle ve gerekse de çocuklarınızla olan ilişkinize yansıyacaktır. Yaşama verdiğiniz anlam farklılaşırken, insan ilişkilerine farklı bir noktadan bakar hale geleceksiniz. Çevrenizdekiler sizdeki değişimi, ‘iyi’ veya ‘kötü’ olarak muhakkak ki değerlendirirken, bu değişimin yönetmeni olarak siz sizin için faydalı ve gerekli olduğuna gönülden, güvenle inanabileceksiniz.

Terapi süreci her danışana özgü, farklı ve kişiseldir. Bu nedenle, çevreden duyduklarınız ile kendi sürecinizi kıyaslamamanız önemlidir. Terapistin elinde sihirli bir değnek olmadığı ve bir-iki seansta mucizevi bir değişim yaşanmayacağı gerçeğine açık olabilmek önemlidir. Terapistin sizin yaşamınızı ‘yöneten, yönlendiren, sizin adınıza karar veren’ bir duruşta olmayacağı kesindir. Çünkü terapistler, her bireyin içsel gücüne, kapasitesine güvenmekte ve her bireyi kendi yaşam öyküsünün yazarı olarak görmektedir.

Terapi sürecinde kullanılan teknikler, modeller teorik zeminde önemlidir fakat psikolog-danışan arasındaki psikoterapötik ilişki de çokça önemlidir. ‘Psikolog-danışan arasındaki iletişim’ zamanla içselleşen, örnek teşkil edebilen bir süreç olduğu için, değişim adına çok kıymetlidir. Bı nedenle kişinin terapist seçerken güvende hissetmesi, içine sinen bir başlangıç yapması önemlidir.