sebnem yuksel blog

Aile İçi İletişimi Güçlendirmenin Yolları: Çift/Aile Terapisinden Alınacak Dersler

Seansa gelen ailelere öncelikle şu üç soruyu sorarım ;

  • Aile içinde bir değişim yaratabilmek adına ‘umudunuz var mı?’,
  • ‘Enerjiniz var mı?’
  • ‘Gönüllülüğünüz var mı?’

Aslında aile içi iletişimi arttırabilmek adına bireylerin umudunun olması, enerjilerinin olması ve çaba göstermeye gönüllü olmaları ilk koşuldur.

İnsanlar eğer,

  • Kendilerini duyurabildikleri gibi, diğer aile üyelerini de dinlemeye/anlamaya açık, ilgili ve meraklı ise,
  • Kendi duygularını, beklentilerini ortaya koyduğu gibi diğer aile bireylerinin de duygularına, beklentilerine kulak kesilebiliyorsa,
  • Kendi ihtiyaçlarına sahip çıkarken diğer bireylerin ihtiyaçlarını da anlamaya gayret gösteriyorsa,
  • İletişim kurarken incitici olabilecek tavırlarının farkına varmaya açıklarsa,
  • Affedemedikleri meselelerin arkasında dururken, aynı zamanda diğer aile üyeleri için de zor deneyimlerin söz konusu olabileceği gerçeğine kendilerini açabiliyorlarsa,
  • İçten ve samimi bir şekilde ‘Özür dilerim’, ‘Çok teşekkür ederim’, ‘Seni ve yaptıklarını çok takdir ediyorum’, ‘Benim için çok kıymetlisin’ diyebilmeye cesaret edebiliyorsa,
  • Geçmişte yaptıklarının olumsuz etkilerini fark ettikçe değişiyor ve aile içindeki ilişkilere sevgisini, yakınlığını, hoşgörüsünü, anlayışını yansıtabilir hale gelmeye gayret gösteriyor ise,
  • Sevgiyi gösterme yollarını güçlendirip, çeşitlendirerek daha açık hale getirmeye gönüllü ise,
  • Terapi sürecini bir ‘farkındalık, anlama, öğrenme ve yeni deneyimleri kazanarak değişme’ yolculuğu olarak görüp bunun sorumluluğunu almaya açık ise, o zaman aile içindeki iletişimi güçlendirme kapıları açılabilmektedir.

Her aile üyesi, işlevsel iletişim kurabilmek adına,

  • Öncelikle, ‘Ben …….. hissediyorum. Ben …….. düşündüm/düşünüyorum. Benim ……….. ihtiyacım var. Ben ………… beklemiştim’ diyerek kendi içsel sürecinin sorumluluğunu almalı,
  • Ardından da ‘Senden ‘………….’ duymaya çok ihtiyacım var/vardı. Senin bana ………….. açıdan bakıp, ………… duygularımı anlamana çok ihtiyacım var.’ diyerek kendi beklentisini net olarak ortaya koymalı,
  • İletişimde olabilen yanlış anlaşılmaların da önüne geçebilmek adına ‘Beni yanlış anlıyorsun, ben ……….. demek istemiştim, ben ………. anlamda söyledim’ diyerek duygu ve düşüncelerinin altını çizebilmeli,
  • Ve karşısındaki aile üyesine onu anladığını yansıtan sevecen, samimi, dürüst, empatik bir yaklaşım tarzı göstermeyi denemelidir.

Örneğin çok endişelenen bir ebeveyn, öfke ile tepki vermek yerine, ‘Ben çok korktum sana ulaşamayınca. Aklımdan çok karamsar, çok kötü olasılıklar geçti, senin ciddi zarar gördüğünü düşündüm. Sadece senin iyi olduğunu, sesini duymak bile beni çok rahatlatırdı, güvende olduğunu bilmeye ihtiyacım var. Senden telefonu açamazsan bile, ‘Anne taksideyim geliyorum merak etme’ ya da ‘Baba yarım saat sonra kalkıp eve geleceğim, arkadaşlarımla sohpet ediyoruz, kaptırmışız kendimizi, zamanı fark etmedim’ gibi bir mesaj almak çok iyi gelir. Ebeveyn olarak kaygılanmamı lütfen anla, ben de senin özgürlük ihtiyacını ve sosyalleşme ihtiyacını anlıyorum. Amacım seni bastırmak, baskı altına almak değil.’ diyebildiğinde sağlıklı iletişim kurabilmek adına oldukça netlik ortaya koymuş olur.

İnsanların aile içinde birbirlerine olan sevgisi, birbirlerine karşı hoş görüleri, iletişimlerini kaybetmeyi hiç istememeleri, öz veri, yıpranmış olabilse bile kalan tolerans ve hatır, en önemli benzinimizdir.

Sizlerden ricamız, benzini çok tüketmeden Çift/Aile Terapisi sürecine gönüllü olmanızdır. Böylelikle çok geç olmamasını sağlamak mümkün olabilir.